Kategoriler
Başarılı Girişimcilik Öyküleri Girişimcilik Manşet

Son Günlerin En Popüler Uygulaması Tiktok Başarı Hikay

Dünyanın en popüler uygulamalarından birisi olarak gösterilen Tiktok, son zamanlarda herkesin dilinde olmayı başardı. Dünya üzerinde uyguladığı büyük reklam stratejileri sayesinde popüler hale gelen bu uygulama, ülkemizden de yeni yeni birçok fenomenin de doğmasına katkı sağlamıştır. Çin’in Pekin kentinde bir grup girişimci tarafından 2016 yılında Douyin ismi ile piyasaya sürülen video uygulaması, Asya kıtasında istediği başarıyı elde etmesi ile beraber 2018 yılında ismini Tiktok olarak değiştirip dünya pazarına giriş yapmıştır.

Douyin uygulaması, kullanıcıların bir şarkı parçası ya da film repliğini dublaj yolu ile seslendirip komik görüntüler ile içeriklerini yükledikleri sıradan bir uygulamaydı. Aynı alanda hizmet veren musical.ly uygulamasını satın alarak Tiktok ismini veren genç girişimciler, genç kesim tartından çok benimsendi ve sevildi. Ülkemizde de oldukça popüler hale gelen uygulama, her yaş grubu tarafından benimseyerek kullanılmaktadır.

Tiktok Başarı Hikayesi

Son Günlerin En Popüler Uygulaması Tiktok Başarı Hikayesi

Tiktok başarı hikayesi inanılmaz derecede birçok kişiyi şaşırtmış durumda. Bu uygulamanın tek başına aldığı beğeni sayısını Facebook, Instagram, SnapChat gibi uygulamalar birleşse yine alamamaktadır. Başta ABD olmak üzere hemen hemen tüm ülkelerdeki uygulama mağazalarında ilk sırada yer alan uygulamanın indirilme sayısına da yansımız durumda. Son verilere göre  Google Play ve Apple Store içerisinde Tiktok’un indirilme sayısının 3,82 milyar olduğu ifade ediyor. 15 yıldır aktif olarak kullanılan Facebook’un dahi 3,55 milyar indirilme sayısı olduğunu düşündüğümüzde bu uygulamanın ne kadar başarılı olduğunu görebilirsiniz.

Tiktok Başarı Hikayesi aslında tamamen 2018 yılında meydana geldi. Uygulama mağazalarını detaylı bir şekilde inceleyen geliştiriciler, ana olarak ergen olarak adlandırılan 18 yaş altı kişilere yöneldi. İnternet üzerinde akla gelebilecek her türlü platforma ciddi oranda reklamlar yaparak uygulamanın tanıtımı yapıldı. Doğru hedef kitleye kısa sürede ulaşan uygulama, sosyal medya içerisinden aldığı olumlu ve olumsuz tepkiler sonucunda ilk sırada yer almaya başladı. 2016 yılında yayın hayatına başlayan uygulama elde ettiği tüm geliri reklamlara yatırmış ve bu doğrultuda oldukça iyi geri dönüş almıştır.

Tiktok içerisinde yer alan kullanıcıların büyük bir bölümü takipçi kazanmak, fenomen olmak adına içerikler üretiyor. Bildiğiniz üzere sosyal medya üzerinden fenomen olan insanların gelirleri ile ön plana çıkmaları, bu tarz uygulamalarda insanların kendilerini ön plana çıkarmalarına neden oluyor.

Kategoriler
Başarılı Girişimcilik Öyküleri Girişimcilik Manşet

Cesaret Başarı Getirir: Markafoni Başarı Hikayesi

Cesaret, günümüzde başarı getirebildiği kadar girişimcilerin hüzün dolu bir sonuçla karşılaşmalarına da neden oluyor. Ahmet Emre Sarı ve Tolga Tatari, sahip olduğu girişim ve ticaret fikirlerini hayata geçirerek Markafoni markasını dünyaya getirdiler. Bugün, Türkiye’nin en başarılı e-ticaret projelerinden birisi olarak gösterilen Markafoni elbette basit bir şekilde bu noktaya gelmedi. Tolga Tatari, Görsel İletişim Tasarımı bölümünde eğitim görürken Ahmet Emre Sarı Reklamcılık alanında eğitimlerini tamamladı.

Ahmet Emre Sarı ve Tolga Tatari, üniversite 2. sınıfa giderken ilk girişimlerini hayata geçirdi. Akinon adında bir şirket kuran ikili, web tasarım ve yazılım hizmetleri vererek sektör içerisinde belirli bir kitle kazanmayı başardı. 150’den fazla profesyonel internet sitesi ve yazılım desteği veren ikili, daha sonra Markafoni şirketinin kuruluşunu gerçekleştirdiler. Reklamcılık ve Görsel İletişim Tasarım bölümlerinda eğitimler görülmesi, ikilinin kısa sürede büyük başarılar elde etmelerine katkı sağlayacaktır.

Markofoni Başarı Hikayesi

Cesaret Başarı Getirir: Markafoni Başarı Hikayesi

Markafoni Başarı Hikayesi başlangıcı 2008 yılına dayanıyor. 10 kişilik bir ekiple 2008 yılında kurulan girişim, Sinan Afra‘nın da ortaklığı ile bir anda büyümeye başladı. Hizmetlerini yurt içinde başlatan şirket, aynı yıl yurt dışı çalışmalarına da başlayarak bu alanda Türkiye’de bir ilke imza attı. Markafoni Başarı Hikayesi, 2012 yılında katlanarak devam ediyordu. 2012 yılında 94 milyon dolar gibi bir ciro elde eden şirket, %5 gibi ciddi bir büyüme yakalayarak online alışverişe yön vermeye başlamıştı. Günümüzde geldiği yol ise;

10 kişi ile başlayan serüven bugün 300 kişinin çalıştığı dev bir alana dönüşmüş durumda. Hazır giyim alanında büyümek isteyen Markafoni, Rusya’nın önemli firmalarından birisi olan adL ile bir ortaklık başlattı. Yıllık ortalama 100,000 ürün satan adL ile başlatılan ortaklık sonucunda 3 yılda 1 milyon ürün satışı yapma hedefi bulunuyor. Yukarıda da belirttiğimiz üzere Markafoni sadece ülkemizde değil aynı zamanda yurt dışına da açılmış biri girişim durumunda.

Başta Yunanistan olmak üzere Güney Kore, Avustralya, Ukrayna gibi ülkelerde de satışlar yapan Markafoni, 1350 yerli, 800 yabancı marka ile çalışarak ürünlerin satışını gerçekleştiriyor. Son yıllarda hazır kadın giyim alanına yönelen şirket, dijital reklamlar sayesinde her geçen gün büyümeye, sektörün lideri olamaya çalışıyor.

Kategoriler
Başarılı Girişimcilik Öyküleri Girişimcilik Manşet

Yemeksepeti Kurucusu Nevzat Aydın’ın Başarı Hikayesi

Bu gurur bize ait desek yeridir. Türkiye’nin önemli girişimlerinden birisi olan Yemeksepeti, Nevzat Aydının oldukça riskli bir dönemde hayata geçirdiği projeler arasında yer alıyor. 1976 yılında İstanbul’da dünyaya gelen Nevzat Aydın, Boğaziçi Üniversitesi Bilgisayar Mühendisliği bölümünden mezun olmuştur. MBA eğitimi almak için gittiği Amerika, San Francisco Üniversitesi farklı dünyalar ile karşılaşan Nevzat Aydın, internet ile tanışarak Amerika’da e-ticareti gördü. 2000 yılında Türkiye’ye geri dönüş yapan Aydın, 1 yıllık bir sürecin ardından yemeksepeti’nin kurulum sürecini başlattı.

Nevzat Aydın’ın Başarı Hikayesi elbette tahmin edildiği gibi kolay olmamıştı. 2001 yılında internet ülkemizin sadece belirli bölgelerinde kullanılmakta idi. O dönemdeki insanlar zar zor internete alışırken Nevzat Aydın bir e-ticaret girişimi başlatmıştı. Bu durumun ne kadar riskli olduğunu düşünsek de Nevzat Aydın’ın Başarı Hikayesi birçok kişiye ilham kaynağı olmuştur. DorukNet ve Microsoft tarafından düzenlenen yarışmalarda 2004 yılı ve 2005 yılı “En iyi Web Sitesi ödülü yemeksepetine verilmiştir.

Yemeksepeti Nasıl Kuruldu?

Yemeksepeti Kurucusu Nevzat Aydın'ın Başarı Hikayesi
Yemeksepeti Kurucusu Nevzat Aydın’ın Başarı Hikayesi

2001 yılında 40 metrekarelik oldukça küçük bir odada kurulan Yemeksepeti, ilk olarak 26 restoran ile faaliyete başlar. İlk kurulduğu yıl günlük 40 adet sipariş alan platform, istenilen şekilde yavaş yavaş ilerlemeye başlıyordu. İnternetin gelişmeye başlaması ile beraber 2004 yılında günlük 1,000 sipariş almaya başlayan yemeksepeti, özellikle büyük şehirlerdeki yemek sorununu oldukça güzel bir şekilde çözümlemişti.

2008 yılında günlük 10,000 sipariş almaya başlayan yemeksepeti, Nevzat Aydın’ın Başarı Hikayesi öyküsünün giderek gelişmesine katkı sağlıyordu. Sürekli yeni yemek merkezleri ile antlaşmalar yapan şirket, 81 il içerisinde reklamlar vererek kendisini tanıtmaya devam ediyordu. 2010 yılında mobil uygulamalar çıkaran yemeksepeti, sadece mobil uygulamalar üzerinden günlük 30,000 sipariş almayı başarmıştı.

Günümüzde günlük 100,000’den fazla sipariş alan yemeksepeti, sektördeki en önemli soruna getirdiği çözüm ile bu noktaya gelmeyi başardı. Tek kişi ile başlayan bu döngü, 2015 yılında 115 kişilik dev bir ekibe dönüşmüştü. Şirketini oldukça iyi bir noktaya getiren Nevzat Aydın, global bir yemek sipariş platformu  Delivery Hero tarafından getirilen satın alma teklifi ile yemeksepetinin satışını gerçekleştirdi. 589 Milyon Dolar ile gerçekleştirilen bu satış, Türkiye’nin en pahalı internet sitesi satışı olma unvanını Nevzat Aydın’a kazandırdı.

Nevzat Aydın’ın Başarı Hikayesi elbette tek başına meydana gelmemişti.  Bu başarının arkasında yer alan 114 kişilik ekip elbette Nevzat Aydın tarafından unutulmamıştı. Satış üzerinden elde edilen gelirden 27 milyon dolarını eşit bir şekilde 114 çalışanına pirim olarak dağıtarak yine büyük bir olaya imza attı. Şu an yemeksepeti içerisindeki görevine devam eden Nevzat Aydın, şirketin CEO’su olarak gelişmeye ve geliştirmeye devam ediyor.

Kategoriler
Başarılı Girişimcilik Öyküleri Girişimcilik Manşet

Alibaba’nın Kurucusu Jack Ma’nin İlham Dolu Başarı Hikayesi

Dünyanın en büyük e-ticaret platformlarından birisi olan Alibaba ve Aliexpress‘in kurucusu olan Jack Ma, sahip olduğu fikir ile kısa sürede Çin’in en zengin kişisi olmayı başardı. Bu noktaya gelene kadar başından geçenler, ilk okunduğunda inanılması güç gibi geliyor. Hayatınızda sürekli başarısızlıklar var ise sizleri Jack Ma’nin ilham dolu başarı hikayesi ile baş başa bırakıyoruz.

Jack Ma, yapı olarak pes etmeyen bir kişiliğe sahip. Yaşadığı onlarca hatta yüzlerce başarısızlığı kabul etmemiş, kendine olan inancını daima korumayı başarmıştır. Milyarderimizin çocukluğuna inecek olursak; Jack Ma, küçük yaştan itibaren İngilizce öğrenmeyi çok istiyordu. Bunun için 9 yaşında iken her sabah 5’de kalkıp bisikleti ile beraber turistlerin en sık bulunduğu yerlere giderek ücretsiz turist rehberliği hizmeti veriyordu. Yaptığı pratik görüşmeler, İngilizce öğrenmesine büyük katkı sağlamıştır. İngilizce öğrenmek için vermiş olduğu ücretsiz rehberlik hizmetini 9 yıl boyunca sürdürmüştür.

Jack Ma’nin İlham Dolu Başarı Hikayesi

Alibaba'nın Kurucusu Jack Ma'nin İlham Dolu Başarı Hikayesi
Alibaba’nın Kurucusu Jack Ma’nin İlham Dolu Başarı Hikayesi

Belirli bir yaşa geldikten sonra eğitim almanın doğru olduğunu düşünen Jack Ma, okumayı düşündü. İlkokul, ortaokul ve üniversite sınavlarında başarı olamadı. Çıtasını oldukça yükseltip Harvard Üniversitesine başvuruda bulundu. Art arda yaptığı 10 başvurunun 10’u da reddedildi. Bölgesinde bir üniversite okumaya karar veren Jack Ma, üçüncü kez girdiği sınavı kazanarak İngilizce öğretmenliği okumaya karar verdi. Okul hayatında olduğu gibi iş hayatında da başarısızlıklarla dolu geçtiğini görüyoruz.

Jack Ma’nin ilham dolu başarı hikayesi aslında tam da bu noktada başlıyor. 4 kişilik polis alımı için 5 kişinin başvurduğu bir işte reddedilen kişi Jack Man olmuştu. KFC, Çin’de açacağı ilk şube için 24 kişilik bir ekibe ihtiyaç duyduğunu açıkladığında 25 kişilik bir başvuru gelmişti. Başvuranlar arasında reddedilen tek kişi yine Jack Man olmuştu. Üniversiteden mezun olduktan sonra lise döneminde iken tanıştığı kız arkadaşı ile evlendi. Para kazanmak için tercümanlık yapmak için 1995 yılında Amerika’nın yolunu tuttu. Burada internet ile tanışan Ma, Amerikan halkının internet üzerinden nasıl yararlandıklarını gördü. Hemen ülkesine geri dönerek 17 arkadaşı ile beraber 100 bin dolar sermaye ile Alibaba’yı kurdu. Yaşadığı tüm başarısızlıklardan intikam alırcasına Alibaba’nın yükselişine kimse engel olamadı.

Alibaba, günümüzde 24 bin çalışanın ve 10 binden fazla ortak şirketin bulunduğu dünyanın en büyük e-ticaret portallarından birisi haline geldi. 300 milyardan fazla olan yıllık ciro, Alibaba’nın kısa sürede milyarder olmasına katkı sağladı. Şirketin CEO göreviden istifa eden Jack Ma, gençleri bu görev için daha uygun olduğunu açıklamıştır. Jak Ma, “Hepimizin başına olumsuz şeyler gelebilir, çizdiğimiz yollardan sapmak zorunda kalabiliriz. Ancak her zaman yeni yollar çizebileceğimizi unutmamalıyız.” açıklaması ile girişimcilere örnek olmaya devam etmektedir.

Kategoriler
Başarılı Girişimcilik Öyküleri Girişimcilik Manşet

Bir Girişimcilik Hikayesi: Simit Sarayı

Hemen hemen tüm Türk girişimcilerin ilham kaynağı olan Simit Sarayı, 4 personeli ile başladığı girişime bugün 6,500 çalışanı ile önderlik ediyor. Her gün düzenli olarak 1,000,000 kişinin hizmet aldığı Simit Sarayı, bu başarısını nasıl elde ettiğini hiç düşündünüz mü?

Şirketin fikir sahibi olan Haluk Okutur, ODTÜ İşletme Mühendisliği bölümünden mezun olmuştur. Okulu bitirdikten sonra geleceğine yön verecek bir iş alanı düşünen Okutur, ilk etapta AVM’ler için satış rakamlarını artırabilecek yöntemler için bir kitapçık hazırlamak istedi. Bu fikir oldukça mantıksız olduğuna karar veren Haluk Okutur, peşin satışı olan ürünlere yönelmek isteyerek perakende sektörüne giriş yapmayı planlar.

Peşin satış konusunda aklına ilk gelen ürünün ekmek olduğunu dile getiren Okutur, bu alanda var olan rekabetten öütürü simit fikrinin daha doğru olduğunu düşünmüştür. Simit, günün her saati enilebilen en güvenilir besinler arasında yer alıyor. İstenilen kazanç oranlarının elde edilebilmesinden dükkanının en işlek caddelerde bulunması gerektiğine karar verir.

Tarihler 2002 yılını gösterdiğinde Simitçi olabilmek adına Haluk Okutur’un Erzincan’dan İstanbul’a uzanan bir maceaya girdiğini görüyoruz. Elinde bulunan sermaye, istediği bölge ve caddelerde dükkan kiralamak için yeterli gelmemiştir.

 

Bir Girişimcilik Hikayesi: Simit Sarayı

 

Simit Sarayının Kuruluş Hikayesi

Yakın çevresine projesi hakkında bilgi veren Haluk Okutur, sürekli olarak bu projenin olmayacağına dair olumsuz tepkiler ile karşılaşır. Ortak arama girişiminde bulunsa da kendisine ortak olacak bir kişi bulamaz. Arkadaşları aracılığı ile oldukça zor şartlar altında Boğaziçi üniversitesinin tam karşısında ilk dükkan kiralanır.

Yıkılmak üzere olan bir marangozdan alınan masa ve sandalyeler, Simit Sarayının konseptinin oluşumuna katkı sağlar. Simit Sarayı, ilk etapta gerçekten zorlu geçen periyotlardan sonra marka haline gelmiştir. Fırın konusunda lahmacun fırını ile simit yapmak durumunda kalan firma, 1 saatte 80 adet simit çıkararak taleplere yetişemeyecek duruma gelmişti. Bu aslında kısıtlı simit üretiminin meydana getirdiği en büyük avantajlardan birisidir.

Yıllar içerisinde çay ocağı mekan tasarımı, masa ve sandalye konusunda Simit Sarayı kendi knseptini oluşturmayı başarmıştır. Simit ustası konusunda yaşanılan sorunu Eminönünden tedarik eden Okutur, ikinci şubesi ile yükselişi yakalamıştır. Şu an için dünyanın 23 ülkesinde şubeleri bulunan Simit Sarayı, yakaladığı lezzet ve gerçek simit hizmeti ile kısa sürede baş tacı haline getirilmiştir.

Kategoriler
Başarılı Girişimcilik Öyküleri Girişimcilik Manşet

Tommy Hilfiger Başarı Hikayesi

Giyim sektörünün öncüleri arasında yer alan Tommy Hilfiger, başta erkekler olmak üzere kadın ve çocuklar için üst seviye üretimlerde bulunmaktadır. Güncel rakamlara göre şirketin 6 milyar dolar değerinde olan bu şirket, birçok zorlu süreçten geçerek bugünlere geldi. Bu yazımız içerisinde Tommy Hilfiger Başarı Hikayesi başta olmak üzere Tommy Hill hakkında ufak bilgiler vermeye çalışacağız.

Şirketin kurucusu olan Tommy Hill, oldukça asi bir çocukluk yasamıştır. Okumayı reddeden Tom, ilk işini People’s Palace adı ile açtı. Dükkanında erkeklere özel aksesuar satışlarında bulunan Hill, bu girişimine kısa sürede iflas ederek son verdi. Tüm sermayesini kaybetmiş birisi olsa da sektör içerisinde kazandığı bağlantılar onun işine ileride çok iyi bir şekilde yarayacaktı. Tommy Hilfiger Başarı Hikayesi nerede başlıyor diye soracak olursanız;

Tommy Hilfiger Markasının Doğuşu

25 yaşında iken tekrardan bağlı bulunduğu giyim sektörüne girmek isteyen Hill, 1985 yılında Tommy Hill adında ilk mağazasını açmak istedi. Çevresinden gelen öneriler ile mağazasının adını Tommy Hilfiger olarak değiştirme kararı aldı. İngiliz moda ve stiline her zaman aşık olan Hill, kendisine özgü birçok tasarım oluşturdu. Özgün tasarımlar üretmeye çalışsa da rakiplerin daima Tommy Hilfiger ürünlerini kopyaladıklarını gördü. Piyasa içerisindeki birçok ünlünün bu markaya ilgi göstermesi, Tommy Hilfiger Başarı Hikayesi ortamını oluşturdu.

1985 yılında Tommy Hilfiger markası 150 Dolar gibi bir bütçe ile kurulmuştu. Bugün baktığımızda şirketin toplam değerinin 6 milyar değerinde olduğunu görüyoruz. Giyim ürünlerinin yanı sıra spor ürünleri, ev mobilyaları, parfüm, ayakkabı, saat ve mücevher firmanın sattığı diğer ürünler arasında yer alıyor. Bugün şirketin başta Türkiye olmak üzere dünyanın dört bir yanında satışlar yaptığını görüyoruz.

Tommy Hilfiger Başarı Hikayesi, Tommy’nin ilk işinde kazandığı tecrübe ve referanslar ile bugünlere gelmiştir. Bağlı bulunduğu sektör içerisindeki bağlantılar, satış ve üretim konusunda ona birçok deneyim kazandırmıştır. Günümüzde halen çalıştığı şirketin başında olan Hill, her yaşa uygun ürünler üretmeye devam etmektedir. Ürünlere genel olarak baktığımızda satın alınabilecek düzeyin biraz üstünde olduğunu görüyoruz. Hitap ettiği kesim tamamen zengin tabanı olması büyümesine etki eden diğer faktörler arasında yer alıyor.

Kategoriler
Başarılı Girişimcilik Öyküleri Girişimcilik Manşet

IKEA’nın Sahibi Ingvar Kamprad’ın Başarı Hikayesi

Ingvar Kamprad, dünyanın en zenginleri listesinde yer alan dev bir milyarder! 2018 yılında hayata veda eden Kamprad, arkasında oldukça güzel bir başarı hikayesi bırakmış durumda. Dünyanın en zenginleri arasında yer almasına karşın Kamprad’ın oldukça var yemez olduğunu görüyoruz. Bu yazımız içerisinde Ingvar Kamprad’ın Başarı Hikayesi ile beraber IKEA’nın kuruluş aşamalarına da değineceğiz.

Ingvar Kamprad, IKEA şirketini kurduğunda daha 17 yaşında idi. Daha çocukluk yıllarında başlayan satış ve pazarlama deneyimi, onun milyarderler listesine girmesine katkı sağlamıştır. Yaşamı boyunca lüksten kesinlikle uzak duran Kamprad, sıradan bir ailenin hayatı gibi mütevazi yaşamayı tercih etmiştir. Bir yere seyahat ederken ekonomi sınıfından bilet alan Kamprad, yemeklerini sıradan restoranlarda yiyip tüm işini kendi yürüyerek halletmeye çalışmıştır.

Ingvar Kamprad Ticarete Girişi

IKEA’nın Sahibi Ingvar Kamprad’ın Başarı Hikayesi
IKEA’nın Sahibi Ingvar Kamprad’ın Başarı Hikayesi

Daha 10 yaşında iken arkadaşları gibi sokakta oynamak yerine bir bisiklet yardımı ile komşularına kibrit satmaya çalışan Kamprad, yavaş yavaş ürün yelpazesini geliştirmeye başlamıştır. Ingvar Kamprad’ın Başarı Hikayesi aslında tam da bu noktada başlamaktadır. Stockholm şehrinden ucuza bulduğu süs, kalem, kağıt, balık gibi ürünlerin de ticaretine başlamıştır. Ticaret konusunda oldukça başarılı olan büyük patron, eğitim ve okuma konusunda olduka başarısız olduğunu itiraf etmiştir.

1929 yılında dünyaya gelen ve IKEA’nın patronu olan Ingvar Kamprad’ın Başarı Hikayesi 1943 yılında başlıyor. Başta kendi biriktirdiği para ve babasından aldığı borç ile bu şirketi kuran Kamprad, şirket isminin ilk 2 hanesini adı ve soyadını, EA kelimesini ile doğduğu köyün kısaltmasından oluşturarak seçmiştir. İlk etapta kibritten kıyafete kadar akla gelebilecek her kategoride ürün barındıran şirket, müşteri toparlayabilmek adına ücretsiz kahve ve kurabiye servisleri ile satışlarda bulunmuştur.

1945 yılında mobilya satışlarına da başlayan IKEA, satışlardan memnun olmaya başlayınca tüm ilgisini mobilya üzerine verdi. 1950 yılında bir Showroom açan şirket, satın almadan önce ürünlerin görünümlerini müşterilerine sunması ile büyük bir başarı yakaladı. Daha önce olmayan Showroom hizmeti olmamasından dolayı benimsendiği görülüyor. Ürünleri taşıma ve kargola konusunda kolaylık sağlaması için demonte sistemisi geliştiren şirket, bu alanın tüm ilklerine imza atmıştır. Şu an 50’den fazla ülkede 400’den fazla mağazası bulunan IKEA, bağlı bulunduğu sektörün lideri olarak gösteriliyor.

Kategoriler
Başarılı Girişimcilik Öyküleri Girişimcilik Manşet

Subway Başarı Öyküsü – Genç Girişim Örnekleri

Subway, günümüzde fast food zincirlerinin önde gelen temsilcileri arasında yer alıyor. Tüm dünya üzerinde şubeleri olan bu marka zinciri, aslında bizlere girişimin ne denli önemli bir şey olduğunu gösteriyor. Subway başarı öyküsü  tamamen doğru şekilde atılmış adımlar sonucunda meydana geldiğini görüyoruz. Markanın kurucusu olan Fred DeLuca, tıp fakültesini kazanmak için gerekli olan eğitim masraflarını karşılamak üzere iş fikirleri aramakta idi. Birgün bir araya geldiği aile dostunun önerisi onun ileride bir milyarder olmasını sağlayacaktı.

Sandviç dükkanı açma fikri, Fred DeLuca’ya oldukça mantıklı gelmişti. Kendisine büyük başarılar getirecek bu girişim için finansman desteği arayışlara girmeye başladı. Bu konuda en büyük desteği en yakın arkadaşı Peter Buck’dan buldu. 1000 Dolar borç alarak 1965 yılında ilk restoranını açan DeLuca, ilk mağazasının adını Pete’s Super Submarines olarak planlamıştır. 3 yıl kadar bu isimle anılan restoran, kulağa daha çekici bir isim olan Subway olarak değişiklik göstermiştir.

Subway Nasıl Yükselişe Geçmiştir?

17 yaşındaki genç girişimci Fred DeLuca tarafından kurulan Subway, restoranını ilk açtığı gün tam 312 adet sandviç satmıştır. İlk gününden elde edilen bu satış, DeLuca’da büyük bir hırs oluşturarak bu günlere gelmesini sağlamıştır. İlk yıllarda bir sandviçin satış fiyatı ortalama olarak 70 cent civarında idi. Oldukça uzun bir süre sermaye biriktiren genç girişimci, Subway markasının 9. yılında bayilikler vermeye başladı. Wallingford’da açılan bayilik ile beraber kendisine hedef oluşturan Fred, 10 yıl gibi bir sürede 32 bayilik oluşturmayı planladı.

Subway, 1974 yılına geldiğinde sadece 16 adet restoran sayısına sahipti. Bayiliğin iyi bir fikir olmadığını gören Fred DeLuca, büyüme için Franchise vermenin daha mantıklı olduğunun farkına vardı. 1974 yılında Franchise ile başlayan büyüme, bugün 45,000’den fazla Subway restoranının oluşmasına katkı sağlamıştır. 2015 yılına kadar kurmuş olduğu şirketin genel müdürlüğünü yapan Fred, bu tarihte ölerek şirket üzerindeki tüm haklarını kardeşine devretmiştir.

Bu yazımız içerisinde 17 yaşındaki bir kişinin milyarder olma sürecini kısa bir şekilde özetlemeye çalıştık. özgün fikirlerin her zaman dikkate alındığını ve değer gördüğünü söyleyebiliriz. Dünya üzerindeki birçok milyarder ve girişimcinin bu süreçlerden geçerek mevcut konumlarına geldiklerini görmekteyiz.

Kategoriler
Başarılı Girişimcilik Öyküleri Editörün Seçimi Ekonomi Girişimcilik Manşet Şirket Haberleri

Diyarbakır’da Kurduğu Maple Çikolata Fabrikası İle 26 Ülkeye İhracat Yapıyor

2013 yılında Kanada’dan Diyarbakır’a gelen Yüksel KAYA, Diyarbakır Organize Sanayi Bölgesinde açtığı Maple Çikolata Fabrikası ile 26 ülkeye çikolata ihraç ediyor.

Devlet Desteklerini de arkasına alarak büyümesini sürdüren Yüksel Kaya şu anda 4 kıtada 26 ülkeye yıllık 1 milyon kilo çikolata ihraç ediyor.

Kaya’nın 2019 yılı hedefi ise toplamda 50 ülkeye ulaşan bir ihracat ağı kurmak ve satışını yaptığı çikolata miktarını ikiye katlamak.

 

Maple Çikolata Fabrikası

 

3 Bakanlıktan 1 Milyon 200 Bin TL Destek Aldı

Ekonomi Bakanlığı tarafından uluslararası fuarlara katılım noktasında destek alan Kaya, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığından ise geriye dönük faizsiz kredi imkânı elde etmiş durumda. Tarım ve Orman Bakanlığı ise firmaya hem Hibe Desteği vermiş hem de ton başına 270 TL ihracat desteği sunmuş durumda.

Üç bakanlık üzerinden destek alan Yüksel KAYA şu anda Diyarbakır Organize Sanayi Bölgesinde 35 kişilik bir ekip ile çikolata üretimine devam ediyor.

 

Maple Çikolata

 

Kakaolar Gana’dan, Şeker Türkiye’den, Fındık Ezmesi Endonezya’dan

Üretim aşamasında Türkiye’den ve farklı ülkelerden hammadde getiren Kaya bunları ülkemizde bir araya getirerek satışa uygun hale getiriyor.

Kakao ihtiyaçlarını Gana ve Fildişi Sahili’nden tedarik eden firma Fındık Ezmesini ise Endonezya’dan tedarik ediyor. Şeker noktasındaki ihtiyaçlarını ise Türkiye, Fransa ve Brezilya gibi farklı ülkelerdeki tedarikçilerinden temin ediyor.

 

Yüksel Kaya - Maple Çikolata

 

Yüksel Kaya ve Maple Çikolata Hakkında Bir Söyleşi

2017 yılında T24 Ekibinden Veysi POLAT tarafından yapılan Yüksel Kaya Röportajını olduğu gibi sizlerle paylaşalım istedik. ( Kaynak )

 

Sizi biraz tanıyalım, Yüksel Kaya kimdir?

1970 Ağrı doğumluyum. Çiftçi bir ailenin çocuğuyum. İmkânsızlıklardan dolayı lise eğitimimi yarıda bırakıp 18 yaşında İstanbul’a çalışmaya gittim. 1990’da ben ve 3 kardeşim Kocaeli’ne yerleştik. Burada otobüs işletmesi yaptık.1998’i 1999’a bağlayan gece, yani yılbaşında mülteci olarak Kanada’ya gittim.

 

İş yaşamınıza orada da devam ettiniz mi?

İlk 6 ay bir İtalyan firmasında inşaat işi yaptım. Kendi işimi kurmam için bir zamana ihtiyacım vardı. Bir süre sonra da Ararat İnşaat adıyla şirketimi açtım. Sonrasında aracı olarak iş yapmaya başladık. Daha sonra ihalelere katılmaya başladık. Genellikle montalama, tadilat, boya, seramik, yap-sat gibi işler yaptık.1999-2014’e kadar bu işi yaptım.

 

Türkiye’ye ne zaman döndünüz?

10 yıl sonra ama misafir olarak geldim.

 

Sizi kalıcı olarak döndüren ne oldu? Ağrılı olmanıza rağmen neden Diyarbakır’da yatırım yapmaya karar verdiniz? Bir hikayesi var mı?

Ar-Ge çalışmalarımızda Diyarbakır’ın Ortadoğu pazarına yakın olması, Doğu ve Güneydoğu’da çikolata ve çokokrem sektörünün olmayışı bir de kendi bölgemizde istihdam yaratmak amacıyla bu kenti tercih ettik. Ailece bir karar alıp hem Kanada’da hem de Diyarbakır’da şirketimiz olsun dedik. Memleketimizde bir marka oluşturup kendi insanımıza kazandırmak amacıyla kesin dönüş yaptım. Kayapınar’da yap-sat için yer aldık. İkinci yatırımımız da OSB’de çikolata ve çokokrem fabrikası kurarak yaptık.

 

Bu kararı almanızda çözüm süreci ve teşvik paketlerinin etkisi oldu mu?

Çözüm süreci bizim için daha iyi oldu. Rahat bir dönemdi. Batıda zannedildiği gibi buradaki iş verenlere devlet çuvalla para vermiyor. Yani kurduğumuz hiçbir işte bir teşvik söz konusu değil. Yurt içi ve yurtdışından alınan makinalardan sadece KDV muafiyeti vardı. Bu da bölgeye özel bir ayrıcalık değildi. 10 kişiden fazla işçi çalıştıranlara 10 yıllık sigorta muafiyeti desteği ve bankadan aldığımız krediye %7 faiz desteği var. Bunlar dışında tanınan başka bir durum yoktu.

 

Çikolata fabrikasını tam olarak ne zaman kurdunuz?

2015 Ağustos ayında kurduk. 20 çeşit çikolata ile imalata başladık.

 

Ne kadarlık bir yatırım söz konusu?

8 milyon dolar civarı bir yatırımımız oldu. Ayrıca Diyarbakır’da inşaat firmamıza da 3 milyon dolar yatırım yaptık.

 

Fabrikada kaç kalemde ürün çıkıyor?

2015’te 20 çeşitle başladık. Şu an 65 çeşit çikolata ve çokokrem çeşidimiz ile üretim yapıyoruz. Yıl sonunda bunu 100 çeşit çikolataya çıkarmayı hedefliyoruz.

 

Hangi kapasitede çalışıyorsunuz? Günlük üretim ne kadar?

Günlük kapasitemiz 13 ton. Siparişe göre çalışıyoruz. Aylık olarak baktığımızda 340 ton imalatımız oluyor.

 

İstihdam ettiğiniz kişi sayısı nedir?

47 kişi.

 

Hangi pazara hitap ediyorsunuz?

En büyük pazarımız Irak ve Kuveyt. Sonrasında Lübnan, Güney Afrika, Filistin, Burkuna Faso, Fildişi Sahili, Nijerya, Kamerun, İran, Libya geliyor. Yemen, Sudan ve Suudi Arabistan’a da yeni giriyoruz.

 

2016 cironuz neydi?

12 milyon TL.

 

Diyarbakır’da çikolata üretimi yapan başka firma var mı?

Hayır yok. Doğu ve Güneydoğu’da çikolata üretimi yapan tek firmayız.

 

Pazar olarak saydığınız yerlerin size yakın olmasının avantajı var mı?

Tek avantaj Irak pazarıdır. Dezavantajlarımız çok. Lojistik sorunumuz var. Hammaddelerin buraya gelişi ayrı bir lojistik masraf. Bunlar fiyatlara yansıdığı zaman rakiplerimizle işimizin ne kadar zor olduğu da ortaya çıkıyor.

 

Hedefleriniz arasında başka neler var?

Kendi bölgemizde daha iyi iş yapmak istiyorum. Kanada’dan döndükten sonra kafama koyduğum hedefin sadece %20’sine yaklaştım. Şuan ki yerimiz 5 bin metrekare kapalı alanı kapsıyor. Yan tarafta bulunan 8 bin metrekarelik alanı da aldık. Burayı da kapalı alan yapacağız. Fabrikayı 13 bin metrekare alana çevirdiğimizde bunun için her vardiyada 75 kişi çalıştırıp 60 ülkeye ihracat ettiğimiz zaman o zaman ben hedefime ulaşmış olarak göreceğim kendimi. Burada bu işe karar verdiğimde çok insan “Bu bir intihardır. Yapma, etme” dediler. Haklıydılar aslında. Onları şuan daha iyi anlıyorum. İyiliğimi düşünüyorlardı. Oysa benim bir idealim vardı. Hayallerimden kolay vazgeçen biri değilim.

 

Maple ve Mapella isimlerinin bir hikayesi var mı?

Kanada bayrağında yer alan yaprağın yetiştiği ağacın ismi Maple’dir. Bu ağacın şurubu için baldan tatlı derlerdi. Ayrıca Kanada’nın Toronto kentinin Maple semtinde oturuyordum. Bundan yola çıkarak bu ismi verdik.

Kategoriler
Başarılı Girişimcilik Öyküleri Girişimcilik İlk Adım Manşet

Bankacılığı Bıraktı, Organik Yumurta İşine Girdi

Bankacılık sektöründen ayrılan ve organik yumurta üretmek için tavuk çiftliği açan Emre YILMAZ şimdiden hayallerindeki noktayı aşmış durumda.

Bankacılık sektörünün yoğun ve sıkıcı iş temposundan sıkılarak kendi işini yapmak için kolları sıvayan Emre YILMAZ yaşadığı Rize’nin Akpınar Köyünde organik yumurta üretimine başladı.

Devletten hibe alan, üstüne de banka kredisi ve çevreden borç alarak süreci başlatan YILMAZ ilk etapta 1.500 kapasiteye sahip bir tavuk çiftliği kurdu.

Bu çiftlikte üretmeye başladığı Organik Yumurtaları kısa sürede çevredeki satış noktalarına da ulaştırmayı başardı ve Rize’deki marketlerin neredeyse tamamında yumurtalarını satmaya başladı.

 

Bankacılığı Bıraktı, Organik Yumurta İşine Girdi 1

 

Rize’de Uzun Yıllar Finans Sektöründe Çalıştı

Rize’de yaşayan ve uzun yıllar bankacılık sektöründe çalışan Emre Yılmaz zaman içerisinde hayvancılık ile uğraşmayı daha çok sevdiğini ve kendi köyünde bir şeyler yapmak istediğini fark etmiş.

Sürecin ilerleyen döneminde ise bankadaki işinden ayrılarak tavuk çiftliği için çalışmalara başlamış.

Pazarda satılan yumurtalara güven duyulmadığını, farklı isimlerle ortaya çıkan yumurtaların ise hangi koşullarda üretildiğinin bilinmediğini de vurgulayan genç girişimci kendi ürettiği ürünleri çevredeki satış noktalarına pazarlayarak bilinen bir üretici halini almış durumda.

Kategoriler
Başarılı Girişimcilik Öyküleri Girişimcilik İlk Adım KOSGEB Destekleri Manşet

KOSGEB Kredisi İle İş Kurdu, 4 Kişiye Ekmek Kapısı Oldu

Bayburt’ta yaşayan Büşra ŞAHİN üniversite eğitimini tamamladıktan sonra KOSGEB Girişimci Desteği ile açtığı kahvaltı salonunda 4 kişiye ekmek kapısı oldu.

Üniversite eğitimi tamamladıktan sonra genç patronlar listesinde yerini almak isteyen ve bu alanda araştırmalar yapan Büşra ŞAHİN özellikle Kadın Girişimcilere sunulan girişimcilik desteklerini incelemeye başladı.

Bayburt Esnaf ve Sanatkarlar Odası tarafından düzenlenen Girişimcilik Eğitimlerine katılarak KOSGEB destekli Girişimcilik Sertifikasını alan ve genç kadın sonrasında “Ortaköy Kumpir Kahvaltı” ismi ile bir işletme kurdu.

KOSGEB üzerinden 50.000 TL değerindeki Girişimcilik Desteğini alarak işyerini kuran ve büyüten genç kadın kısa sürede önemli cirolar elde etmeye ve müşteri sayısını arttırmaya başladı.

 

“Hayalim Kendi İşimin Patronu Olmaktı…”

İktisat bölümünden mezun olduktan sonra bir süre iş aradığını ancak kendisine göre bir iş bulamadığını belirten Şahin, “İktisat bölümü mezunuyum bu bölümden mezun olduktan sonra iş bulamadım. Aklımda da zaten hep kendi işimin patronu olmak vardı. Esnaf Sanatkâr Odası Birliği’nin de yardımıyla önce girişimcilik belgesi aldım. Devletin KOSGEB aracılığıyla bu tür destekler verdiğini araştırdım ve kendi imkânlarımla böyle bir yer açamayacağım için devletin verdiği destekten de yararlanarak bu iş yerini açtım.” dedi.

 

KOSGEB Desteği İle Hayalini Gerçekleştirdi - Büşra ŞAHİN

 

“İsteyen Her Kadın Kendi İşinin Patronu Olabilir…”

Kadınlara da önerilerde bulunan ve Girişimcilikten korkmamalarını öğütleyen Şahin, “Bayburt’ta bu şekilde işletme fazla yok o yüzden tercih ediliyoruz. Ayrıca burada 4 bayan istihdam ediliyor. Bayburt gibi bir yerde bence bu rakam çok iyi. Kadınların eğer hiçbir şey yapamıyorlarsa devletin verdiği destekleri araştırıp, inceleyip ticarete atılmalarını öneriyorum.” İfadesini kullandı.

 

Girişimcilik Destekleri Birçok Kişiyi İş Sahibi Yaptı

KOSGEB tarafından Girişimcilik Sertifikasına sahip adaylara sunulan 50.000 TL değerindeki Girişimcilik Desteği özellikle kendi işini kurmak isteyen birçok kişi için bir can suyu halini aldı.

Belirli bir birikimi olan ve kendi işletmesini açmak isteyen girişimcilere sunulan KOSGEB Girişimci Destekleri elbette ki bazı Proje ve Eleme süreçleri sonunda girişimci adaylarına sağlanıyor.

50.000 TL değerindeki Geri Ödemesiz Kredi desteğinden sonra yapacağınız işin büyümeye başlaması ile Sıfır Faiz ile Destek Kredisi çekme gibi birçok imkân da yine KOSGEB tarafından size sağlanıyor.

 

2018 yılı KOSGEB Girişimcilik Desteği Bölgelere Göre Destek Oranları

2018 yılı KOSGEB Girişimcilik Desteği Bölgelere Göre Destek Oranları

 

Kategoriler
Başarılı Girişimcilik Öyküleri Editörün Seçimi Genel Girişimcilik İş Fikirleri Manşet

4 Bileziğini Sattı, Hayvancılık İşine Girdi, Ayda 65.000 TL Kazanıyor

Antalya’nın Muratpaşa ilçesinde yaşayan 38 yaşında ve 3 çocuk annesi Fatma ÖNCEL 4 bileziğini satarak girdiği Hayvancılık işi sayesinde 1 Milyon TL değerindeki servetin sahibi oldu.

10 yıl önce Polis Memuru olan eşine destek olmak amacıyla 4 bileziğini 2.500 TL değerle satan Fatma Hanım 2.400 TL’ye bir inek, 100 TL’ye de yem aldı.

Aldığı ineğin sütünü satarak para kazanmaya başlayan Fatma Hanım daha sonrasında gelen paraları da işine yatırdı. 28 yaşında tek bir inekle başladığı Hayvancılık işini on yıldır sürdüren Öncel şimdilerde 130 İnek, 250 Tavuk, 107 Keçi ve 3 at ile bir çiftlik kurmuş durumda.

 

4 Bilezikle Servet Sahibi Oldu

 

Aylık Geliri 65.000 TL Değerinde

İşe başladıktan sonra artan hayvan sayısı sebebiyle yem sorunu yaşamaya başlayan Fatma Hanım hem hayvanları besleyebileceği hem de Mısır ekerek yem sorununu gidereceği bir tarla satın alır.

Bu süreçte işe tek başına yetişemeyeceğini de anlayarak yanına işçi de alan Fatma Hanım şimdilerde aylık ortalama 65.000 TL civarında gelir elde ettiğini belirtiyor.

İneklerden günlük ortalama 1 tona yakın süt alan Fatma Hanım, Keçilerden de 50 – 60 KG oranında bir süt alıyor. Organik beslendiklerinden dolayı hem hayvanların Süt ve Yumurta Kaliteleri yüksek oluyor hem de müşteri sadakati çok daha rahat oluşuyor.

Gelirin 45.000 TL gibi bir kısmı tavuk ve ineklerden elde ettiği Yumurta ve Sütlerin satışından gelirken kesime giden hayvanlardan da aylık 20.000 TL civarında bir gelir Fatma Hanımın cebine giriyor.

 

4 Bilezikle Servet Sahibi Oldu

 

Satışları Perakende Yapıyor, Kazanç Yükseliyor

Firmalara toplu olarak Yumurta ya da Süt Satışı yapmayan Fatma ÖNCEL ürünlerin tamamını Perakende olarak sabit müşterilere satıyor. Bu sayede de kazanç oranları hep yüksek oluyor.

Müşterilerin gün geçtikçe arttığını belirten Öncel, “Firmalara satmıyorum, sürekli perakende satıyorum. 10 senedir benden alan müşterilerim var. Önceden arabamla satış yapıyordum biraz ara verdim ama tekrar o şekilde satmayı da düşünüyorum. Sütümden herkes memnun, çünkü sütü sağar sağmaz sıcak olarak veriyorum” dedi.

İlk ineğinden de bahseden azimli kadın, “Ondan çok buzağı aldım. Onun sayesinde ayaktayım. Bir tane danası vardı, kurbanda onu sattım. Onun sayesinde de ahırı yaptım. 10 sene önce 4 bileziğimi satarak 1 inekle başladım, ama şuanda 1 milyon üzerinde servetim var” dedi.

 

 

Haber Kaynağı: http://www.milligazete.com.tr/haber/1417736/4-bilezigini-satarak-bu-ise-girdi-ayda-65-bin-lira-kazaniyor

 

Kategoriler
Başarılı Girişimcilik Öyküleri Girişimcilik Manşet

Deanna Jump Ders Notlarını Satarak 1 Milyon Dolar Kazandı

Amerika Birleşik Devletlerinin Georgia Eyaletinde yaşayan Deanna Jump isimli bir Ana Okulu Öğretmeni kendi ders notlarını satarak kısa sürede 1 Milyon Dolar kazanmayı başardı.

Özellikle eğitim sektöründe çocuklara ve ana sınıfı öğretmenlerine yönelik çok sayıda içeriğin ve ürünün bulunmadığını fark eden Deanna Jump elini taşın altına koymuş ve Ana Sınıfı seviyesinde detaylı bir şekilde hazırladığı içerikleri satışa sunmuş.

Kısa sürede hem Aileler hem de Ana Sınıfı Öğretmenleri tarafından fark edilen Deanna Jump bu sayede küçük meblağlara satışını gerçekleştirdiği ders notlarından 1 Milyon Dolar kazanmayı başarmış.

Öğretmen tarafından hazırlanan ders içeriklerinin hem Eğitici olması hem de ciddi anlamda Eğlenceli olması Deanna Jump isminin bir anda parlamasına sebep olmuş durumda.

Yakın dönemde Youtube üzerinden de içerik üretmeye başlayacak olduğunu ve https://www.youtube.com/channel/UCsQWOlb4WiOE2p5lw9yr5yg/videos kanalından kendisine ulaşabileceğinizi de belirtmek isteriz.

Ders Notlarını Satarak 1 Milyar Dolar Kazandı
Ders Notlarını Satarak 1 Milyar Dolar Kazandı